Ana / Nokta Atışlar / İslamcı bir not

İslamcı bir not

“Hayvanlar, insanlar için yaratılmamışlardır;
siyahların beyazlar için, kadınların erkekler için yaratılmadığı gibi”

—Aliya İzzetbegoviç

Bir Müslüman olarak yaşamak, bir Müslüman olarak ölmek istiyorum.

Kıskanç Mahkum / Hasan Aycın
Kıskanç Mahkum / Hasan Aycın

Boğazımı sıkanın hayalarına tekme atmak için İslamcı’yım. İslamcılığım, hayasızlığa tükürmek istediğimden. İkiyüzlülüğe tahammülsüzlüğümden. Savaş yorgunu insanlarımın sefaleti üzerinde inşa edilen kuklacı düzenlerinin, put fabrikalarının, vampir çiftliklerinin köküne kibrit suyu dökme refleksimdir İslamcılığım. Nefsi müdafaam. Allah’ın tüm yaratıkları için sevgi ve merhamet taşan Annemin dualarını boğmak isteyenlere direnişim.

Müslüman kalma azmimin tezahürüdür İslamcılığım, dimağıma sızmaya çalışan sömürge düzenine parola sorma teyakkuzumdur. Allahtan başka kimseye ve hiçbir şeye kul olmamak arzusuyla beslenen varoluş bilincimin dışavurumudur. İnsanın insan üzerinde selahiyet hakkını tartışmak, imtiyazlarla korunmuş hiçbir makama geçit vermemek, insanları düşman yapmaktan beslenen  otoriteleri parçalamak, onurumu korumak çabalarımın toplamıdır İslamcılığım. Çocuklarım özgürce inanabilsin, sevebilsin, ekmeğini bölüşebilsin, hayaller kurabilsin diye içimde büyüyen iştiyakın ifadesidir. Piramit değil, halka kurmanın; Kapitalizm’e karşı ‘paylaşma’nın hayalimdir. Allah’ın herkese yetmek üzere yarattığı Dünyayı, ayırdetmeden herkesin bahçesi olarak kabul etme inancımın yaftasıdır İslamcılık.

Varlık temelli hiç bir düşmanım olmasın istedim. Değilmi ki her insan Allah’ın davetine muhatap; değil mi ki her insan Müslüman olma hakkına sahip; değil mi ki Allah esirgeyen ve bağışlayan? Değil mi ki hallerdir aslolan?

Bunun için nerede zalime karşı, piramit düzenine karşı onurla dikilen bir ses duysam kulak keserim, kucaklamak isterim, Müslüman olmayan bir insandan bile gelse. Değil mi ki o direniş, o adalet cehdi, o başkaldırı, o tutku; o yoksulun, yaşamı çalınanın, ezilenin, altta kalanın çığlığının ifadesi o hal’in, o eylemin kendisi Müslümancadır?

Bosna için, Afganistan için, Çeçenistan için, Halepçe katliamını da Sivas Katliamı’nı da lanetlemek için neden didindiysem, Başörtüsü için de Kürtlerin özgürlüğü için de ondan didindim. Ermeni Soykırımını neden lanetlediysem, Kemalizme niye karşı isem, “Kürtleri kafalarına vura vura adam etmek” isteyen PKK’ya da aynı sebeplerden karşı oldum.

Gezi patlamasını niçin desteklediysem, Occupy eylemlerini de, Tunus’u da, Mursi’yi de aynı nedenlerle destekledim. Gezi üzerinden tahkim edilen linç ve gaddarlığa da Gezi patlamasını gaspeden Kemalist vampirler korosuna da bundan lanet ettim. Suriye’de Dara eylemlerini de Suriye’de 3. Yolu da onun için destekledim. R4BIA eylemlerini de Doğu Türkistan’ı da, Arakan’ı da, Kafkas mücadelesini de, kadınlara adalet taleplerini de, grevdeki işçileri de, Cumartesi Anneleri’ni de. Berkin Elvan için neden ağladıysam, Burakcan için, Bebek Muharrem için, Pozantı tecavüzleri için, Roboski için, Suruç için,  Soma için de ondan ağladım.

Kendine Hizmet diyen Cemaatin sorumsuz güç elde etmeye ayarlı teviller piramidi yapısına veya İsrail konusundaki ihanetine neden karşı olduysam, ‘Müslümanların başları dik olsun’ diye her umuda sarıldığı gibi Cemaat’e de sarılan masum insanlarımızın, hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir “paralelci” cadı avıyla linç edilmelerine de ondan karşı oldum. Yarın eline kamu gücünü geçirmiş birileri çıkıp “Erdoğanist” yağmacıların “inlerine kadar ineceğiz” derse, “Tayyip benim oğlumdur” diyen Annem’in de o cadı avının hedefinde olacağını biliyorum. Ve gelecek linçlerin sorumlusunun AkP’nin bu sorumsuzluk ve hukuksuzluğun devamından beslenen doyumsuz hırsının ve kibrinin olacağını da.

Gazze’yi niçin desteklediysem, Kürtlerin direnişlerini de onun için destekledim; Telafer‘in de Ezidilerin de çığlığına onun için kulak kesildim. Aynı sebeplerden İslam Birliği hayaline inanmaya devam ediyorum.

Bankalara, GDO’ya, AVM ve taşeron düzenine neden karşıysam, toplumsal paydalarımızı açgözlülerden bir piramit inşa etmek için paçavraya çeviren, şeytanlarla iş tutarken bağımsızlık sloganları pazarlayan iktidara; ve sorumsuzluklarına, ürettiği linç kültürüne, bölücülüğe, megafonlarına, trollerine, tetikçilerine ve yalanlarına da onun için karşıyım.

Gayrı meşru ve bir işgal örgütünden başka bir şey olmayan İsrail’e de, ABD’nin işgallerine de, İnsansız ve İnsanlıksız Hava Araçlarının katliamlarına da, IŞİD’e de, İran’ın Mollalar Piramidine ve mezhep bezirganlığına da, İslam dünyasının kanseri şeyhler, hanedanlar ve diktatör düzenlerine de, sahte sınırlara da aynı nedenlerle karşıyım.

Bunun içindir yine; Sosyalistler için Sovyetler ne idiyse, Türkiye İslamcılığı için AkP de odur diyen gençleri kucaklamak ve İslamcılık Eleştirisi yapmayı kariyer bilen yarı-lümpenliği tokatlamak isteyişim. AkP’nin ahlaksızlıklarını kendi İslam düşmanlıklarına harç eden yeni Yerli Oryantalistleri de.

Günahım çok, yanlışım çok, vehmim çok, ilmim az. Ama en azından tanık olmam için yeterli bir iman sahibi olmayı lütfeden Allah’a bin şükür ederek İslamcılık mücadelesinin rüzgarını gasp etmiş haydutluğun hallerine bir not düşmeyi de aynı nedenlerle bir görev biliyorum.

Devlet imkanları, istihbaratı, meclisi, bankaları, örtülü ödenekleri, dünya liderliği iddiaları ile, Suriye’de diktatör rejimine karşı hareket eden her örgüte fiilen destek verirken Gazze katliamını dua ve ‘dostlar alışverişte görsün’ü geçmeyen demeçlerle seyreden, İsrail’le iş tutan ve İsrail’i meşru devlet olarak tanımayan Hamas’a diz çöktürmek için çabalayan iktidarı yuhalamak yerine hala iç düşman teraneleri satanlar, size söylüyorum bunu.

Ve siz Gezi için, Suriye için ya da Mısır için sokakları inletip, Gazze için, Rojava için, Cizre, Diyadin, Diyarbakır, Sur, Kürtler  ve Doğu Türkistan için gıkı çıkmayanlar size de.

Ve siz, memur veya kukla olmaktan başka hiçbir kabiliyeti olmayanlar; futbol takımı hooliganı veya korkak zorbalar çetesinin deynekçileri olacakken, ikibuçuk ayet ve sloganı pazarlayan karta kaçmış özel harekat elemenlarının kendilerine iktidar tetikçiliğini ve linç goygoyculuğunu iman diye yutturduğu kara liste bezirganları siz!

Ve kara listeler kusup duran tetikçilerin; iftira, küfür ve klişe sloganları geviş getirenlerin bir diğer versiyonu; elleri kötü cümleler kuran kalemler tutmuş gazeteci versiyonları; şarlatanlık tornacıları; ırzına geçilmiş ‘hak söz’, posası çıkarılmış ‘nebevi methot’ ya da güce tapan asalak ‘akit’ tabelalarının gölgesinde zebani bağnazlıklarıyla ağzı köpüren benzerleriniz, hain listeleri yapıp duranlar, sizedir sözüm.

Köpekleşmenin tarihine yeni sayfalar yazan, bir cümlesi hilal-haç savaşı, öteki cümlesi haçlı köpekliği, öteki cümlesi hakiki İslamcı biziz olanlar ve o şarlatanları besleyen, ekranlara/sayfalara dolduran, tüyü bitmemiş yetimin hakkından alınan kamu imkanlarıyla maaşlara bağlayanlar siz!

Ruhlarınızı ele geçirmiş şeytanları, samimi olan her şeye, karşılaştığınız her güzel kelimeye, her hakiki güzelliğe, her farklılığa tecavüz etmekle tatmin edenler, siz!

Hayatı, gölgesinde yaşadığınız ahlaksızlık piramitlerini meşrulaştırma memurluğuyla geçmiş grev kırıcı şarlatanlar, goygoycu bezirganlar, siz!

İslam’ı siyasetsizlik ve liyakatsizliklerinin aklayıcılığına indirgemiş iktidarı fırsat ganimeti bilip İslam’a saldırmayı; imtiyazlı balkonlarından ikide bir “nerede Müslümanlar”, “işte İslam bu” diye toptancı analizleri “duyarlılık” diye pazarlayarak İslam düşmanlığına harç yapan, Müslümanlık olmasın da ne olursa olsuna düşmüş medyatik ve yersiz oryantalistler, gönüllü emperyalizm ajanları, aydınlanmış faşizm entelektüelleri, siz de!

Yerine, ırkına göre zulüm seçenler; ‘bize özgürlük ötekiler ölsün’den başka bir pozisyonu kalmamış maymunlar! Omurgasını iktidara pazarlamış terliksi yaratıklar! Aklamadık ihanet kalmamış, ırkçılığın en bayağı şekline düşmek dahil; iktidar adına her tükürdüğünü yalayacak yüzü bile kalmamış arsızlar!

Ellerinde kanallar, dergiler, gazete köşeleri, belediye geceleri, üniversite anfileri, birlikler, dernekler; zevkten dört köşe birbirini ağırlayarak iktidar kılıcı sallayan, nalına mıhına vurup zulme itiraz eden cılız seslere bile izi kalmasa da tribünlerimiz mest olsun diye gavur tornacısı dilinizle çamurlar kusan omurgasız lümpen mafyacıkları, siz. Edebiyatı, sanatı, şiiri iktidara paspas eden dumur şebekeleri! İktidarın halktan alıp çeşitli serumlardan aç kursaklarına aktardığı alınteri ve yetim hakkıyla semiren ve  aslında hiç bir değer üretmeyen semer beyinliler, siz!

Hepiniz aynı tıynetin tezahürü, aynı topun kumaşısınız. Sanmayın ki görülmüyorsunuz.

Allah Müslümanları, bu ülkeyi, bu dünyayı sizden temizlememize yardım etsin. Allah beni sizinle haşretmesin.

Cahilsiniz. Ahmaksınız. Müraisiniz. Ahlaksızsınız. Zalimsiniz.

Size merhametim Müslümanlığımdır, tükürüğüm İslamcılığım.

Zavallısınız.


NOT: Ne olduğum ve pozisyonum hakkında detaylı ve daha sakin bir yazı şuradadır: http://mehmetefe.com/musluman

 

Bunu da okuyun...

İslamcının Ağıdı

PAYLAŞIN: FacebookTwitterGoogle+PinterestE-mailWhatsApp -Yaşayan, yaşatan, Kudret Büyükcoşkun’a- bir soluk almak için öldü arkadaşlarım 'kuşağımın en güzel, en ...

NOT: Lütfen aşağıdaki "cevap yazın" formunu kullanarak yorumlarınızı ekleyin. Merak etmeyin, eposta adresiniz yayınlanmıyor ve paylaşılmıyor. Lütfen google reklamları için kusura bakmayın, Paypal Türkiye'den ayrıldığından beri siteyi yayında tutma masrafları için destek kaynaklarımız durdu.

Yazıyı sitenizde ‘blog’unuzda filan paylaşırken lütfen giriş kısmından sonrasına LİNK vererek buraya yönlendirin çünkü eklenen yorumlar da yazı kadar önemlidir ve düzeltme veya güncelleme yapabilirim.

 

5 yorumlar

  1. Allah razı olsun ağabey. Fakat şu ‘islamcılık’ ifadesini kabul edemiyor, sindiremiyorum. Daha güzel, doğru bir ifade yok mudur?

  2. Sn.Mehmet K. gibi neden kimileri kendine islamcı demeyi yediremiyorsa yada piyasa harbi manadan bu kadar islamcı olmasına rağmen neden bit.ly shortcut hizmetinde “islamci” tagi şimdiye kadar boş kalmışsa, hangi tarafta olursak olalım, kendimize sormamız gereken sorular bunlardır. Neden ki bir terimin tanım manası varken mefhumun muhalifi manası varsa, biz de çok yönlü bir şekilde düşünmeliyiz..

    Kendi topraklarımızda bile helaller ve haramlar şeklinde ayrım yapmayı bir kenara koyup. Bunun yerini “doğru-yanlış”; “iyi-kötü” değiştiriyorlarsa. Her ne kadar TC nin varlığından beri kendisinden birşey beklemiyor olsak da DİYANET eliyle bu yapılıyor. Cami hocaları kafir dememek için küfrü anlatmıyor, MÜNAFIK dememek MÜNAFIKLIĞI anlatmıyor. MÜŞRİK dememek için ŞİRK’i anlatmıyor.

    Varsın Güneyli Çocuk da şöyle desin: “Allah Müslümanları, bu ülkeyi, bu dünyayı sizden temizlememize yardım etsin.” Çokmu olmuş yani bütün bunların yanında? Çok olmuş!…

    İslam insanı yalnızca eleştirmekle görevlendirmiyor. Hz.Yusuf gibi yıllarca mapus damında “unutulmuşken” oradan çıkarılmaya müstağni duruşuyla imtihan verirken, Hz.İsa yalnız kalmakla imtihan veriyordu. Mağara ashabı sonlarını düşünmeden yalnızca ve sadece Allah’tan istemiş ve yalnızca Allah’ın emrettiklerini uygularken sonlarını hiç düşünmemişlerdi. Sonunda yol onları önce bir köle ile köpeğe, sonra ise kendilerine ebediyyen dokunanın olmayacağı bir mağaraya çıkaracaktı. Allah’ın onları ödüllendirmesi olmasaydı onların öteki dünyada ödüllendirileceklerini biz biliyoruz. Allah C.C. birçok ayetinde kendi yolunda cihat ve sebat edenleri, kendi yollarına eriştireceğini (29:69) buyuruyor.

    Yolunda sebat etmek gezide gaz, işçi bayramında jop yemekle, nezarette yatmayla olmuyor demiyorum ama geziye de 1 mayısa da gitmemeyi tercih ediyorum.

    Peygamber A.S. neden kendisine nübüvvet geldikten sonra hılful fudulü bırakıp “islam” davası dışında birşeyle meşgul olmamışsa, ben de o yüzden “islam”a odaklanıyorum.

    Çünkü varlığım, güncel konulara olan reddiyelerim sayesinde değildir! Kuran, sünnet ve akıl ile çıkarsamalar yapmak ne kadar yanlışsa. Gavurlara olan meylimden dolayı islam dışı literatür ile İslamı yargılamam da aynı düzeyde ayağımın altındadır.

    Güneyli abi, sana daha önce demiştim. Bu konular uzun, çok çay ve sigara götürür diye..

    selametle

  3. Mehmet Efe ile yollarımız bir ayrılıp bir birleşse de ben onun kalbine vurgunum. Bu mola çok uzun sürmesin sevgili Mehmet Efe! Selam ve muhabbetle!

  4. Tüm konuların yüzyüze oturulup konuşulması,paylaşılması gerekli..Elbet bir gün belki..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*