Ana / Tefrika / Andolsun ve Hamdolsun ki…

Andolsun ve Hamdolsun ki…

O halde yüzünü, Allah’ı bir tanıyarak dine,
Allah’ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına (doğana) doğrult.
Allah’ın yaratışında değişiklik bulunmaz. İşte dosdoğru din budur.
Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rûm Sûresi:30)

“Yeryüzünde yürüyen bütün hayvanlar ve uçan bütün kuşlar
sizin gibi birer ümmettirler.” (En’am Sûresi:38)

Hasan AycınYaratılanı severim, barışı severim; hümanist değilim.

Şiddete, teröre, baskıya, zorbalığa, dayatmaya karşıyım. Yeryüzünde herkes için barış isterim ama zulme uğrayanların safında savaşmaktan çekinmem. Nefsi müdafaaya inanırım. Pasifist değilim.

Herkes için adil paylaşım isterim; komünist değilim.

Putlara, idollere, hegemonyaya, kula kulluğa, insanın insan üstünde salahiyetine, bir üst katta duranın aşağıdakinden üstünlüğüne, piramit düzenine karşıyım. Organize din, kurumlaşmış dogmalarla mücadele etmeyi teyakkuz bilirim. Düşünmeyi, akletmeyi ibadet bilirim. Aklımın, seçimler yapma özgürlüğümün kutsal emanetim olduğuna inanırım. (O yüzden aklı bulandıran, beyni uyuşturan, düşünmeyi devre dışı bırakan somut ya da soyut hiç bir şeye, -ilaç ve aşk hariç- itibar edemem.) Ne tarih, ne kültür, ne de gelenekte sorgulamayacağım tabu yoktur. Normal diye bir kutsalım da yoktur; normal, daha iyiden yana değişmesi için katkıda bulunacağım etrafımdaki hayattır. Aklım ve inancım ideolojiye engeldir; devrimci etiketi bana dar gelir; anarşist de değilim.

Dünyanın herkes için olduğuna, çevremizin atalarımızın mirası değil, çocuklarımızın emaneti olduğuna, hayvanların insanlar tüketsin için yaratılmadığına, insanın dünyanın sahibi değil parçası olduğuna, dünyanın içindeki herkese yetmesi gerektiğine inanırım; ekolojist değilim.

İnsanların gerçek ihtiyaç ve hayrına tekabül etmedikçe bir otun bile kesilmesine razı değilim. Sınırsız olan arzulardır, ihtiyaçlar değil; bilirim ve arzuların frenlenmesi gerektiğine inanırım. Tüm eylemlerimin güdüsü, “yapabilir miyim?” değil, “yapmam doğru olur mu?” sorusudur. Hakkımdan fazlasını istemem. Tüketici değilim.

Herkesin güvenlik, eğitim, sağlık, ulaşım, bağımsızlık, özgürlük, hukuk önünde eşitlik hakları olduğuna inanırım; bana düşmanlık edenler dahil herkesin giyinme, beslenme, barınma, hürriyet, onurlu bir hayat gibi tüm temel ihtiyaçlarının temel hak olduğuna inanırım ve herkes için isterim bunları; sosyalist değilim.

Emperyalizme, kolonyalizme, sömürüye, tekelciliğe, faize, paranın, gücün veya artık değerin temerküzüne karşıyım ama Marxist-Leninist değilim.

Hayatın sürekli bir evrim olduğuna, ölümün bile bu evrimin parçası olduğuna inanırım; ateist değilim.

Bireyin kültürel normları, gelenekleri, toplumsal öğretileri, egemen olanı, statükoyu her zaman sorgulaması gerektiğine inanırım; reformist ya da modernist değilim.

Sözü dinlemeye ve en güzeline, akla en uygununa uymaya inanırım; hür seçimlere; toplumsal sözleşmeye; kamu hayatına dönük karar süreçlerinde istişare ve katılıma, azınlıkların çoğunluğa karşı korunması gerektiğine ve her sesin duyulmaya hakkı olduğuna inanırım; demokrat değilim.

Her sesin kendini fade özgürlüğüne, sivillerin kamu kurumlarını kontrol görevi ve hakkına, ticarete, hakkıyla kazanılması şartıyla özel mülkiyete asla karşı değilim ama Liberalist değilim.

Kadınlarla erkeklerin birbirlerinin tamamlayıcısı, eşiti olduğuna inanırım; üstünlüğü ancak iyilik ve insanlara hayırlı davranışlarda yarışmak bağlamında düşünebilirim; iyiliğin veya kötülüğün cinsiyeti olmadığına inanırım; ama egalitaryen ya da Feminist değilim.

Varlık temelli hiç bir karşıtlığım yoktur; aslolan hallerdir; kötülüğü kötüler yapar, ötekiler değil. İyilik ve kötülüğün cinsiyeti, ırkı, kutsal bir vatanı, ulu önderi, kutsal devleti veya bayrağı yoktur; o yüzden Kemalist, nasyonalist, faşist ya da goşist hiç değilim.

İnandıklarımı bana ayrıcalık sağlayan bir üstünlük olarak göremem. İmtiyazlarla korunmuş makamlara itibar edemem. Allah ne beni yetkilendirmiş bir polit büro şefidir ne de benim takımın golcüsü. Allah herkesin yaratıcısı ve rabbidir. Zulüm ve şirk kadar en çok lanetlenen şeyin kibir olduğuna inanırım. “Müstekbirler”in dini istikbardır. Mütevazi bir cahil, kibirli bir alimden daha hayırlıdır. Karanlıkların en tahammül edilmezlerinden biri, hakikati bulduğuna inanan, hakikati tekelinde gören bir aydındır. İnsanları inançlarıyla değil, davranışları ve halleriyle değerlendiririm; niyetleri değil beyanı ve davranışları esas alır; inancın yargısını Allah’a havale ederim. Özel hayatın dokunulmazlığına inanırım. Düşmanlarımın özel hayatı benim özel hayatımdan daha değersiz değildir. Okumaya ve paylaşmaya inanırım. En büyük cihadım, insanlar elimden ve dilimden emin oluncaya kadar kendimi terbiye çabasıdır. Bana yapılmasını istemediğim şeyi başkasına yapmamam gerekir. Bir insanın maddi veya manevi herhangi bir hakkını ihlal etmenin, kul hakkına tecavüz etmek suçunun affedeni ancak hakkına tecavüz edilen olur; Allah’ın tövbe edildiğinde şirki bile bağışladığını ama kul hakkını ancak kulun bağışladığını bilirim. Bağışlanmamış kul hakkı, kalbime eklenecek en büyük kara noktalardan, hayatın ölümden sonraki aşamasında taşıyamayacağım yüklerden, en ağır zulümlerdendir; bilirim. Benim öncülerim şöyle demişti: “Öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun; ne sana göre değişsin ne de başkalarına göre.” “Herkes için adalet” isterim; tarafsız değilim.

  • Gücü değil, paylaşmayı;
  • piramidi değil, halkayı / camiyi;
  • İktidarı değil; sorumluluğu;
  • monolitik olanı değil, küçük olanı;
  • katedrali değil, piyasayı da değil, alış-verişi;
  • reklamı değil, tavsiyeyi;
  • hiyerarşiyi değil, dayanışmayı;
  • imtiyazı değil, ehliyeti;
  • şarlatanlığı değil, hakiki yeteneği;
  • taklidi değil, orijinali;
  • onaylanmışı değil, dışlananı;
  • standardı değil, farklı olanı;
  • bağışlananı değil, kazanılanı;
  • ulufeyi değil, cesareti;
  • rekabeti değil, işbirliğini;
  • diplomayı değil, üretkenliği;
  • iltimas ve kayırmayı değil, liyakatı ve hakedişi;
  • verili olanı değil, değiştirebileceklerimi;
  • tüketmeyi değil, üretmeyi;
  • patenti değil, katkıyı;
  • yalanı değil, güzeli;
  • sahip olmayı değil, sevmeyi;
  • statiği değil, değişkeni;
  • masaüstünü değil, ayaküstünü;
  • ‘bölme’yi değil, parkı;
  • Hukuk, siyaset, eğitim, bilgi, ve teknolojide kapalıyı değil, açığı;
  • Windows’u değil, Linux’u;
  • Explorer değil Firefox’u tercih ederim. Davasız değilim.

Yaratıcı’ya inanıyorum, Yaratıcı’nın yarattıklarını boş bırakmadığına, Yaratıcı’nın bizi ona muhataplar olarak yarattığına inanıyorum. Yaratıcı’nın mesajı Kuran’ın, Yaratıcı ve birbirimiz arasında “son ahit” olduğuna inanırım. Deist değilim.

İnsanlara iyiliği tavsiye ederken karşılık beklemeyi, davet ederken ücret istemeyi aşağılık bulurum. “Dinci” değilim.

Ruhbanlara, din uzmanlarına, insanlarla Allah arasında aracılara, şeyhlere, efendilere, kurtarıcılara inanmıyorum ama “dinsiz” değilim.

Halkı isteseler de istemeseler de düzeltmeyi görev sayan bir kibirden Allah’a sığınırım. En temel deklarasyonuna, Hz. Peygamberin bile Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna tanıklık ederek başlayan bir özgürlük hareketine mensubum. Zafer için prensiplerimden hiç birini feda etmeyi mübah görmediğimden, haddini aştığı için zıddına dönüşen bir “İslamcı” değilim. Parçalamayı, ele geçirmeyi, yenmeyi değil; kucak açmayı, birleştirmeyi ve paylaşmayı esas almam gerektiğine inanırım. Çağdaş zulmün ve emperyalizmin ideolojik aygıtlarına ve araçlarına direniş mirasımdır “İslamcılık”; dinim değil.

İnananların kardeşliğine inandığım gibi tüm insanların Adem’in çocukları olduğuna inanırım. Yeryüzünü mescidim bilirim. Bana ait olanı kutsayamam, başkasına ait olanı alamam. Zulüm “bizden” diye hoş göremem; mazlum bizden mi değil mi diye soramam. Zulme uğrayanların dili, dini, ırkı, cinsiyeti yoktur; vatanları kalbimin ortasıdır. Kol kırılsın yen içinde diyerek haksızlığı örtmenin suç ortaklığı olduğuna inanırım. İnanırım ki, susanların en kötüsü, ezenler dindar diye susan dindardır; konuşanların en kötüsü, zulmü aklamak ve itiraz edenleri karalamak için konuşandır. Haksızlığa tanıklık etmeyi, onu teşhir etmeyi görev bilirim. Suç ve cezanın kanuni olması ilkesine ve kanunların her zaman değişime açık olması gerektiğine inanırım. Kanunun suç saymadığı bir fiilden insanları cezalandırabilen hiç bir hukuku onaylayamam. Suçlunun, kanunda belirtilen cezadan daha ağır bir ceza almasına razı olmayı zorbalığa razı olmak sayarım. Dinime hakaret edenin, hırsızlıktan idam edilmesine razı olmayı zulme ortaklık sayarım. Suçu delillerle ispatlanmamış herkesi masum kabul ederim, delillerle ikna olana kadar da öyle davranırım. Mesele ilkelerim olduğunda ne çoğunluğa boyun eğerim, ne azınlığa tahammül ederim. İlkelerim yanımdakilerin veya karşımdakilerin sayısıyla kaim değildir. Yalnız Allah’a kulluk etmek isteyen ve adalet üstüne sözleşmiş insanların ümmetçisiyim ama asla ırkçı veya milliyetçi değilim.

Kısacası; amasız, kayıtsız ve şartsız: Müslümanım.

Burada özetlediğim ilkelerin, her gün yeniden taşımayı hak etmem gereken ilkeler olduğuna inanırım. Tüm küçük tercihlerimde kalbime bir beyaz ya da bir siyah nokta eklendiğine; noktaların bana büyük tercihlerimde doğru tercihi yapma kondisyonu ve cesareti kazandırdığına inanırım. Bu ilkelerden uzaklaştığım oranda alçaldığıma inanırım. Bu ilkelerle hareket etme çaba ve teyakkuzumu varoluş sorumluluğumun temeli sayarım. Dualarım, zikirlerim, ibadetlerim, nerede olursam olayım Müslümanların sembolik kalbine dönüşüm, Yaratıcı’nın muhatabı olmaya layık olmak yani bu ilkelerle yaşamak arzumun ifadeleridir. Lamım, cimim vardır.

Ve nihayet: Bir tek insana zulmedilmesine razı olmak pahasına özgür olmaktansa, sefil ve tutsak yaşayıp elleri temiz bir Müslüman ölmeyi tercih ederim.

Müslümanım.

 

Kısa Link: http://bit.ly/andolsun

Bunu da okuyun...

Zulüm bizden kardeşim, bizden.

PAYLAŞIN: FacebookTwitterGoogle+PinterestE-mailWhatsApp “Çünkü aklımızda hep tutalım: İslam’ın ilerlemesini –her türlü ilerlemeyi- itaatkar ve teslimiyetçiler değil, cesur ...

NOT: Lütfen aşağıdaki "cevap yazın" formunu kullanarak yorumlarınızı ekleyin. Merak etmeyin, eposta adresiniz yayınlanmıyor ve paylaşılmıyor. Lütfen google reklamları için kusura bakmayın, Paypal Türkiye'den ayrıldığından beri siteyi yayında tutma masrafları için destek kaynaklarımız durdu.

Yazıyı sitenizde ‘blog’unuzda filan paylaşırken lütfen giriş kısmından sonrasına LİNK vererek buraya yönlendirin çünkü eklenen yorumlar da yazı kadar önemlidir ve düzeltme veya güncelleme yapabilirim.

 

30 yorumlar

  1. Hocam selam aleyküm bu yazıyı olduğu gibi not ediyorum defterime çünkü duygularuma hislerime ve benimde içinde bulunduğum insanlık ailesinin haline tercuman olmuş. Günü geldiğinde bu yazıyı bağıra bağıra okuyacağım. Selam ederim. Sonsuz sevgiler.

  2. Sevgili Kardeşim,
    Bildiri çok güzel ve içerik de yeterince açık seçik ve anlaşılır. Sanırım maksadını her arzu eden anlayabilir. Ben şahidim Allah ve inananlar da şahittir. Allah aklımızı kalbimizi korumayı, yolunda istikamet üzere olmayı nasib etsin.

  3. Her satırında “kendim yazsam bunu yazardım” diyebileceğim bir manifesto. Yüreğinize sağlık.
    Çok küçük bir detay da olsa bir noktayı tavzihe ihtiyaç olduğunu düşündüğümü belirtmeliym.
    “Suç ve cezanın kanuni olması ilkesine inanırım. Yürürlükteki kanunun suç saymadığı bir fiilden kimsenin cezalandırılmasına ve kanunda belirtilen cezadan daha ağır bir ceza almasına razı olmayı zorbalığa razı olmak sayarım.”
    Bu bölümde ifade edilen “suç ve cezanın kanunda yer alması” konusunun çoğunlukla hak ihlallerinin de kaynağı olduğunu bizler geçmişte daha çok yaşamış olsak da halen yaşadığımız, dünyanın bir çok yerinde de yaşanan bir gerçek. Sadece bu bölümle ilgili nasıl bir tashih gerekir takdirinize.
    Selam, sevgi ve dualarımla teşekkür ederim.

  4. günümüz müslüman manifestosu kalbimin tercümanı oldun yüreğine sağlık

  5. yüregine sagllık abim……rabbim ilminizi ve amelinizi arttırsın..müslümanının nasıl olması gerektigini bu kadar net ifade etmek….işi yasamak bu olsa gerek….selam ve dua ile…

  6. Bu kadaar da toplumun duygularına tercüman olunmaz ki….
    Hislere tercüman olmuşsunuz…
    Sessiz söylenenleri sesli düşünerek söylemişsiniz..
    Yüreğinize sağlık…

  7. Allah razı olsun çok duygulandım gerçekten heleki böyle bir zamanda arayış içinde benliğimdeki iç savaşa barış gibi geldi bu yazılar Kuranı ve müslamanın özeti Tebrikler

  8. bizler de aksine normaliz, ademiz-adam( ingilizce) ız, feministiz, koministiz, modernistiz, marksist leninist, ateist, deist, monotheistiz, anarşistiz, humanistiiz, demokratız, hrıstiyanız, yahudiyiz, müslümanız, güzel ve doğru ne ise biz oyuz, kaç kişiyiz bilmiyoruz , adımız her zaman mazlum değil, ama zalim de değiliz, hata yapıyoruz ama mükemmel de değiliz, bize insanoğlu diyorlar, sevmiyor bizi yahudiler, müslümanlar, hristiyanlar, o yüzden bizi insan bil yeter, inancımızı deşifre etmek için yazmadım bu uzun yazıyı. sizin gibi bizim de lamımız cımımız var ve radikal de değiliz.

  9. eyvallah abi ben bu satirlarda kurani ve peygamberi solukladim hislerimize tercuman olmussun

  10. Abicim yüreğine sağlık gerçekten harika bir yazı manifesto, özellikle müslümanların birbirine girdiği ve nasıl düzelebiliriz sorularını sorup çözüm aradığı bu dönemde kurani ve peygamberi eksende çok iç açıcı ve inançlarımızla birebir örtüşen, ve gerçekten t.c anayasasının temel ruhunu oluşturabilecek bir yazı…

  11. Şeyhlere inanmamak en bastaki ifade olsaydı bu uzun yazıyı boşuna okumazdim.

  12. Saygı duydum ve saygın olandan yanayım. omuz omuza dileklerin dileklerimdir.

  13. Erdemli insan ancak böyle özetlenir benim için.Lâkin sizin için de iki kelam yazmaliyim Belki Mesleğiniz Edebiyat ama içiniz Cam Beyniniz Arı kovanı Kalbiniz Sevgi Dolusunuz tebrik ederim sizi sosyal medyadan da olsa tanımak Güzel selam sevgi başarı dilerim

  14. çok uzun olmuş yazınız. bu yazıyı mümkün mertebe kısa öz yazsaydınız herkes okuyabilir ben okudum fena değil düşnceleriniz gerçekten böyle mi yaşıyorsunuz bunları doğal yaşantınızda uyguluyormusunuz burası önemli herkes ağzına sağlık diyor ama zulmü yapan müslüman olunca kendi ırkından olunca sanki mücahit olarak lanse ediyorlar adeta yaratıcıyı kendileri yaratmış gibi her düşüncelerini adeta yaratıcının emri gibi insanlara dayatıyorlar.. mesela pkk ye terörist olarak tanımlayanlar suriyedeki türkmenleri mücahit olarak tanımlıyorlar oysaki onlarda kendi devletine silah çekip hükümetlerini yıkmaya çalışıyor aslında pkk ile aynı şeyi yapıyorlar esad da terörist diye vuruyor işte yani çifte sıtandartlı bir terör kavramı var.. mesela suriyeye acıyıp esadı zulmetmekle itham edenler kendileri tankla topla şehirleri yerle bir ederken hiç zulmetiğini düşünmüyor terörle mücadele ediyoruz diyorlar esad da öyle diyor zaten ama yaratıcı ne diyor nasıl görüyor bu olayları bilmiyorum..

    • Esad kendi şehirlerini uçaklarla bombalıyor, yetmiyor Rus uçaklarıyla bombalatıyor, körlemesine düştüğü yerde kim varsa öldürüp yaralayan varil bombaları kullanıyor, 2011 yılından bu yana zerre tavize yanaşmadan karşısındakilere çoluklu çocuklu cehennemi yaşatıyor.. Elbette tek bir masumun ölümü bile çok fazla, elbette Güneydoğu’daki son operasyonlardaki sivil can kayıpları canımızı yakıyor, ama bunu Esad’ın kör zulmüyle kıyaslamak büyük haksızlık olur.

      Suriye Ulusal Muhalif Güçler Koalisyonunda Türkmenlere gelene kadar Suriye’nin her etnik grubundan temsilciler var, kendilerine bırakılsa siyaseti tercih edecekler iken Esad’ın Muhaberatı bir yandan şebbihası bir yandan üzerlerine boca ettiği zulüm ve kıyımlardan iflahı kesilip silaha mecbur kalan Suriye’nin mazlum evlatları bu insanlar. Oysa bizde aynı siyaset ışığını ucundan olsun gösteren HDP’ye Parlamentonun kapıları ardına kadar açıldı, PKK Suriye’deki kargaşadan istifadeyle kendi devletini kurma sevdasına düşüp Türkiye’deki ateşkesi ve barış sürecini bozmasaydı belki bu ışık daha da güçlenecekti, çok yazık oldu.

  15. Sanırım 1994 idi. Giresundan bir düğün için İstanbul’a gelmistim.Gülhane parkında Y.Safak’tan ilgiyle takip ettigim Mehmet Efe ve Hakan Albayrak’ın bir söyleşisi olduğunu öğrendiğimde koşarak toplantı alanına gittim. Ve nerdeyse yasitım olan 2 delikanlidan enfes bir sohbet dinledim. Tabii ki kitapları ve köşeleri heyecanla takip ettim. Hakan Albayrak’i sürekli izlemeye devam ederken Mehmet Efe’yi kaybetmiştik. Yıllar sonra, dün Bursa’dan Emir Vural’in face’teki paylaşımı olmasaydı belki de döndüğünüzü -halen- bilmiyor olabilirdim. Eski bir dostu, damakta tad bırakan eski bir lezzeti tekrar bulmuş gibi heyecanlandım yazı (y)/lar/ı okuyunca. Bekliyoruz Mehmet Efe. Çocuklarımız büyüdü… Okuyacakları çok şey var…

  16. Elhamdulillah.. Güzel..

  17. Sizi tenzih ederek kendine müslüman diyenlere,
    Bütün müslümanlar derin sevgi ve ilim içerisinde. Romantik hayaller ve manifestolarla yapılan onca haksızlığın ve zulümün karşısında durduklarını sanıp egolarını şişirdikçe şişiriyorlar. Bu akıl dışı erdem böbürlenmeleri değil eylem bekliyoruz müslümanlardan. Bir zırhlının arkasına bağlanıp sürüklenen insan için ne diyor Kuran, bir bodrumda terörist bile olsalar kaçacak yeri olmayan insanları diri diri yakma hangi ayette var? Yaşlı bir kadının cesedinin 7 gün çocuklarının gözleri önünde çürümesi de tevsir edilmiş mi? Ankara’da müslüman bir canlı bombanın öldürdüğü yüzküsur kişiyi anmaya bile tahammül edemeyen sevgi pıtırcıkları yukarıda yazılan hangi parağrafla rahatladı ve huşu içerisinde namaza durdu. Esad halkına zulüm yaptı diye diye daha kaç canlı bombayla Irak’ta Suriye’de öldürülenleri görmezden gelecek kadar propaganda kokan metinlerle körleşeceksiniz? Avrupa’da öldürülenlere gizli gizli sevineceksiniz? Arabistan Yemen’de uçaklarla sivilleri bombalarken yere bakıp Rusya bombaladığında gürlemek neresinde geçiyor bu ortaokul ödevi gibi yazılmış iyi ve modern müslüman masalı.
    Bırakın süslü lafları ; sen şuraya yazabiliyor musun terörist de olsa bir kadını çırılçıplak soyup teşhir etmek hayvanlıktır.
    Yazabiliyor musun Somali müslümanlarını ve bunca müslüman varken neden açlıktan öldüklerini.
    Yazabiliyor musun Suriyeli mültecileri botlara bindirip Yunan adalarına gönderirken boğula boğula ölmelerini seyreden müslüman hükümeti.
    Yazabiliyor musun tek mülteci kabul etmeyen zengin müslüman ülkeleri? Yazabiliyor musun köle pazarlarını, diri diri kafeste insan yakanları, insan ciğeri yiyenleri?
    Varsa yoksa şişirme yazılar, ego tatminleri.
    Müslümanmış.

  18. Güzel bir yazı olmuş.Sorun biz isek çözüm de biziz.Hep umutla beklediğim müslüman kimlikli entellektüeller maalesef hayal kırıklığına uğrattı beni.Gücün karşısında durmak ve üretmek kolaydı lakin güce kavuşunca en önemli haslet olan adalet ve hakkaniyet duygularının tarumar olması beni derinden üzdü.Müslüman önce insan olandır ve insan hakları evrensel beyannamesini Kur’an şuuru ve Efendimizin Veda hutbesi çerçevesinde ele alan ve ona göre hareket edendir.İnsanlıktan ve insani değerlerden nasibini almamış müslümanları hep uzaklarda ortadoğuda afganistanda afrikada sanırken meğer içimizde aydın düşünür yazar çizer bildiğimiz nede çok çahil müslüman kimlikler varmış.Yaşamak ve özgürlük güzel.Şahid olmak ta güzel.

  19. Tevhidi bir manifesto.
    Eyvallah.

  20. Ve dört nala yazılmış, ve dört nala yaşansın inşallah… Allah’ın istediği gibi olabilmek ümidiyle… Selamlar olsun.

  21. Uzun bir kişilik otobiyografisi. İşte muteber ve münevver insan. Yeni tanıdım. Bu gün tanıdım. Her satırına imza atılacak din nimeti ile nimetlenmiş şahsiyet, kimlik. Ben bu kanıya vardım. Yanlışsam, bilemediğimdendir.

  22. İnsanların gerçek ihtiyaç ve hayrına tekabül etmedikçe bir otun bile kesilmesine razı değilim. Sınırsız olanın arzular olduğunu bilirim, ihtiyaçların değil; …….ve arzuların frenlenmesi gerektiğine inanırım.

    …. ifade noksanlığı mı var acaba?

    • Aslında yok ama daha anlaşılır olsun diye cümleyi revize ettim. İlginize ve desteğinize teşekkür ederim. Allah razı olsun.

  23. Allah razı olsun.. ‘Bu Din, Benim Dinim’dir..

  24. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Fikrinize sağlık ☺

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*