Ana / Tefrika / Gezi Parkı, sırtlanlar ve sözün anlamına dair…

Gezi Parkı, sırtlanlar ve sözün anlamına dair…

 

gezi-kolaj

“Onlar ki, sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın doğru yola ileteceği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” -Zumer Suresi/18. Ayet

Gezi Parkı ile tetiklenen sürecin ve tüm ülkeye yayılan tehlikeli tırmanışın getirildiği noktada, herkesi akl-ı selim ve alicenaplığa çağırma zorunluluğu duyuyor; dört bir yandan çullanan Şeytanlara dikkat çekmek, ahmak-lık-ların düzenbazları davetine tanıklık etmek ve Gezi Parkı dışındaki tüm eylemlerin derhal sonlandırılmasını teklif etmek istiyorum.

Bu yazının, hükumet ne dediğini bilmediği zaman bile onu tekrarlamayı kutsal görev bilenlerce ‘bak bu da bizim haklı olduğumuzu anladı’ şeklinde ilkelliklere alet edilmemesini umuyorum.

Evet, Gezi Parkı Eylemi HAKLIYDI. Zaman zaman ilkele varan sloganlarının, ergen tepkilerinin, acemiliklerinin, kemikleşmiş husumetlerin birbirini taciz etmesini engellemeye çalışırken sergiledikleri yetersizliklerin, taleplerini kabul edilebilir ve tüm toplumun katılabileceği bir dile dökemeyişlerinin, bunların tümünün ötesinde benim için söyledikleri, benim duyduklarım şunlardı: İzzetle, onurla, aşağılanmadan yaşamak. Sesini duyurabilmek. Kişisel hayatı ve tercihleri üzerinde söz sahibi olmak. Hukuk ve adaleti herkes için istemek. Her bir bireyin sözünün ve rey’inin eşit oranda önemli olduğu bir ülkede yaşamak. Kamuya dönük tüm karar süreçlerinde dayatmacı hatta temsili değil, katılımcı bir YÖNETİŞİM ve şeffaflık.

Evet, hükumet vesayetçi ve oligarşik rejimi aşmada önemli gelişmelere öncülük etmekle birlikte, geçen 10 yılda, çoğunluğun oylarıyla elde ettiği kamu yetkisini farklılıkların ve muhalefetin yaşam alanını daraltan bir dayatma gücüne çevirdi. Evet, hiçbir insanın kabul etmemesi gereken ihlal ve suistimaller, her itirazı aşağılayan, beğenmediğini örtbas eden bir medya hegemonyası v.b. yeni bir oligarşik rejim görüntüsü vermeye başladı. Ve evet, bir yandan bir barış süreci yürütülürken, öte yandan herkese barış isteyen sesler, hükumetin diliyle konuşmadıklarında şeytanlaştırıldı. (Evet, bu konuda yazılacak çok şey var.)

Evet, adaletin, emanetin ilk ihlalinde; bu ülkenin Müslümanları Müslümanlığın gerektirdiği teyakkuzla tepki verseydi, Gezi Parkı eylemine gerek kalmazdı. Hükumet hatalarını düzeltme şansına sahip olurdu. Ülkemiz krizlere hazırlıklı olurdu. Muhafazakarlık, %50 adına ülkenin %100’ünde tahakküm kuran bir dayatma kültürünün bahanesi haline gelmezdi. (Evet, bu konuda yazılacak çok şey var ve ben, ülkem, bunların yazılabileceği; gücün değil, sloganların değil, SÖZ’ün egemen olduğu bir ülke olsun istiyorum.)

Evet, haklı eyleme sergilenen haksız muamele onu bir sosyal krize döndürdü.

Evet, hükumet krizi yönetemedi ve onun ahmak megafonları krizi derinleştirdi. Sivil/Polis beş insanımız hayatlarını kaybetti bile!

Başvekil polisi çekip, şiddeti durdurup, eylemcileri kucaklayarak derhal çözebilecekken, tırmandırmayı seçti.

(Geldiğimiz noktada bile, Başvekil, hala krizi çözebilme, tüm toplumu kuşatıcı ve birleştiren adımlarla  az sonra değineceğim tehlikeli gidişatı durdurma takatine sahip görünüyor. Bunun tüm ülke adına kullanılacak bir sorumluluk olduğunu gördüğünü ve gereğini göstermesini diliyorum. Hayatında ilk kez bir politikacıyı oy vermeye değer bulmuş Annem nezdinde hala çok kredisi var.)

Rövanşçı provokatörler, psikolojik savaş taktikleri yürütenler, sosyal mühendisliğin putperest putları eylemin haklı taleplerinin ırzına geçti.

Yalan, örtbas, küfür, hakaret ve manipülasyon, tüm aktörlerin ve kendine durumdan vazife çıkartanların enstrümanı haline gelmeye başladı.

Ortadoğu’da sürüklendiğimiz krizin operasyon gücü yüksek uzantıları fırsatı ganimet bildi gibi görünüyor. Muhafazakarlık maskesi ardında Neo-Liberal politikalarla kıvamına getirilmiş Türkiye’yi sağmaya devam etmek isteyen güçler de fırsatı ganimet bildiler gibi görünüyor.

Devlet içinde devlet olup sorumsuz ve her zaman dokunulmaz olmak isteyenlerin de iştahı kabarmışa benziyor.

Gezi Parkı’yla taşan bardakta fırtına çıkartanlar; Ordu’yu, Cumhurbaşkanını hatta Batı’yı göreve çağıran da çıktı meydane.

CNN, Reuters, BBC v.d. Taksim’den Canlı Yayın yapıyor. Ekonomist gibi mevkutelerin temsil ettiği finans-Kapital şehvetle yeni kazıklar inşa ediyor görünüyor.

Tüm bunlar, 10 gün gibi kısa bir sürede oldu!

Tüm bunlar, ülkem ve Annemin oy sandığında sergilediği irade üzerinde üşüşen sırtlanlara benzemeye başladı.

Başvekil içine alındığı ve belki de büyük ölçüde davet ettiği kumpasla, etrafında değil ama uzağında olan milyonlarca sevenini mobilize ederek direnebileceğini sanıyor olmalı. Bunun için, yalan olduğu aşikar iddiaları bile tekrarlamakta bir sakınca görmüyor. Nefsi, memurlaştığı için yetersiz danışmanları veya basiretsiz akıl hocaları, her ne ise faktörler, sonuç değişmiyor:  Başvekil geminin rotasını tehlikeli bir kutuplaşmaya doğru kıracağa benziyor/benzetiliyor. (Sırtlanların da istediğinin bu olduğuna emin olmaya başladım.)

Annemi ikna etmeyi başarmış tek politikacıyı ve ülkemin siyasal geleceğini bu sırtlanların insafına terketmeye hiç niyetim yok. O’nu ben eleştiririm, BBC’nin CNN’in canı cehenneme! Bizi kimin yöneteceğini biz seçer, biz vazgeçeriz, -bunun için biz, kendi yöntemlerimizle ve kendi dilimizle mücadele ederiz- İslam Dünyasını arka bahçeleri sanan şeytanlar değil! Halkın sesi, o sesi bastıran düzenbazların sesi değil.

Egemenliğin ikiyüzlülüğe geçtiği yerde ’emrolduğunuz gibi dosdoğru olun’ ayetini hatırlamayı, egemenliğin ahmaklığa geçmeye başladığı yerde, ‘aklınızı başınıza toplayın’ diye bağırmayı bir Müslüman olarak görevim sayarım.

Eylemleriyle ve başlangıçtaki kazanımlarıyla, ülkeyi silkindiren Gezi Parkı direnişini, bu kez de iktidar ve karşısındaki diğer iktidar odaklarının sahip olmadığı bir alicenaplığa davet ediyorum. Bu dersi sizin vermenizde yarar görüyorum. Hatta bir mesaj taslağı bile önermek istiyorum:

Tüm toplumumuzun taleplerimizi duyduğuna, anladığına ve anlamını kavradığına inanıyoruz. Masum ve haklı direnişimizin, Ülkemizi kaosa veya vesayetçi rejimlere sürüklemek isteyenler tarafından ve krizi yönetemeyen hükumetin anlamakta zorluk çektiğimiz inadı yüzünden ülkeye daha fazla acı çektirmeye bahane edilmesini istemiyoruz. Ülkemizi, haketmesine rağmen, iktidara haddini bildirmekten daha çok seviyoruz. Ülkemizin geriye gitmesini istemiyoruz. Parkın park olarak kalacağı resmen ilan edilinceye kadar parkı terketmeyeceğiz ama bunun dışındaki tüm eylemlerin derhal durdurulmasını istiyoruz. Bizim için, eylemimizi tasfiyelere, savaş ve kirli emellerine alet edenlerin çıkardığı bu gürültüde, sabır ve sessizlik zamanı.

Nerede duracağını bilmeyenin zıddına hizmet edeceğini daha önce de söyledim, yine söylüyorum.

Ben, sırtlanların, Annemin ve çocuklarımın seçme hakkını çalmasına ve o seçme hakkını savunduklarını sanıp söz’ün namusunu kirleten omurgasızların da sırtlanların işini kolaylaştırmasına sessiz kalmayacağım.

– Hükumetin davranışları bahsettiğim seçim hakkını çalmak isteyenlerin işlerini kolaylaştırıyor. Akl-ı selim ve adalet duygusu sahiplerinin işleri çok zor. Allah hepimizin zihinlerini açsın, sözün güzelinin, sözün hayırlısının duyulmasına yardım etsin.

 

NOT: Lütfen yorumlarınızı ekleyin. Merak etmeyin, eposta adresiniz yayınlanmıyor ve paylaşılmıyor. Yazıyı sitenizde ‘blog’unuzda filan paylaşırken lütfen giriş kısmından sonrasına LİNK vererek buraya yönlendirin çünkü eklenen yorumlar da önemlidir ve düzeltme veya güncelleme yapabilirim.

NOT2: Yorumunuzu hemen göremezseniz lütfen galeyana gelmeyin. Yoğun ve meşgul günler geçiriyorum. Bir yorumu yayınlamama sebeplerim şunlar olabilir: Küfür/hakaret içeriyorsa, tamamı büyük harfle yazılmışsa (bağırıp çağırmak ve diğer okuyucuları rahatsız etmek anlamına gelir), yazıyla ve konuyla hiçbir alakası yoksa. Lütfen yazıyı dikkatle okuduktan sonra yorumlayın. Bunun dışında meşgulümdür, ilk fırsatta yayınlanacaktır. Takdir edersiniz ki bu bir kişisel site.

 

Bunu da okuyun...

Çocuklarımızdır ihraç edilen.

  On beş yıldır tek başına iktidar, dediği dedik çaldığı düdük, siyasi muhalefeti tarihte hiç …

24 yorumlar

  1. Abi şu cümlelerini kısa kısa yaz azcık. Sonuna geldiğimde başını unutuyorum. Selamlar.

  2. Kaleminize sağlık. Birbirini hiçbir şekilde anlamayan onca söylemden sonra Türkiye bir kamplaşmayı hazır bekliyormuş gibi görünüyordu artık. İnsanlar düşüncelerini en zayıf anlarında açıklıkla gösteriyor. “Direnişler” içindeki zayıflıkları da ifşa ediyor. Biz olamamışlığın zayıflığı, demokrasi nutukları atılırken “demokrat” olamamışlığın zayıflığı, karşıtları için herkesi ve her şeyi bir anda harcamanın zayıflığı…Düşünmek nimet. Aklın selameti ise zor bulunur bir şey artık.

  3. söylemek istediğim şu mehmet abi, sizin söylediğiniz duyuruyu yapacak kişiler yönetmiyor ne yazık ki şu anda oradaki durumu, daha önce birlikte eylem yaptığımız devrimci sosyalist arkadaşların gözünü devrim hayali bürüdü ve tüm ülkede yankılanmasını istiyorlar, ülke gerçeklerini görmek istemiyorlar.. ve evet eğer erdoğan’ın %50’yi koyun olarak görmesine izin vermeseydik yani müslümanlar olarak bir sesimiz olsaydı bu böyle olmazdı, taksimdeki hal beni bir müslüman olarak derinden üzüyor.. pek çok kişinin akp düşmanlığının müslüman düşmanlığı olduğunu bilmek -bunu en iyi başörtülüler bilir- eylemlerin gidişatında hiçbir iyi niyet görmemek ve müslümanların ortak vicdanının bireysel öfkelerimizden önemli olduğunu düşünmek beni geziparkında bulunmaktan sakındırdı. ve bu süreçte şunu gördüm ki.. erdoğan’ın karşısında kendini konumlayan kişiler kendilerini müslümanların çoğunluğundan ayrı bir yerde, belki bilinçce daha ileri ve üstün bir yerde görüyor. bunun tehlikesini fark ettim, yani bu radikallik, doğruyu yalnızca ben bilirim diyen ve diğerlerini politik ahmaklar, yandaşlar ve boyun eğenler gören görüşün her yerinden akan kibri gördüm.. erdoğan’ın yanlışları kadar doğrularını söylemeyen kimselere itibar etmemeye karar verdim.. sessiz çoğunluğun iyi bir özelliği vardı, ortak vicdan gibi bunu önemli görsem de; topluma öfkesiyle, bireyselliğiyle, şahsi fikirleriyle değil; ilmiyle, irfanıyla yön verebilecek ortak bir duruş sergiletecek alimlerimiz yok ne yazık ki..

  4. Çok güzel tespitler. Müsaadenizle facebooktan paylaşıyorum.
    Bana göre “cin şişeden çıktı” bu durumu bundan sonra kontrol altına almak çok güç. Erdoğan çok güçlü bir lider fakat bazen firaset ve basiret zaafını güçlüler de gösterirler. Maalesef bu süreç kontrol altına alınamazsa bedeli çok ağır olacağa benziyor. Çünkü sizin de değindiğiniz gibi sırtlanlar, çakallar ve daha da kötüsü kurtlar var bu dünya düzeninde söz sahibi olan. Şimdi dua edip itidal çağrısı yapma zamanı. Selam ve dua ile..

  5. BAKIYORUM DÜNÜN ROMANTİK ANARŞİSTLERİ BU GÜN İNSANLIĞA DÜZEN TAVSİYE EDİYOR
    ‘NE VERİRSEN ELİNLE O GELECEK SENİNLE’ ‘ETME BULMA DÜNYASI’ HERHALDE AMERİKADAN BU ‘DÜZEN’ YAZILARINI YAZMAYA GELDİNİZ 12 YILDIR İNSANLAR HERGÜN AŞŞAĞILANIRKEN SES YOK İNSANLAR DELİL SİZ, SUÇ İSNADI OLMADAN 6 YILDIR YATARKEN SES YOK ÜLKENİN ORTA SINIFI ORTADAN KALDIRILIRKEN SES YOK FAKİRLER İN ŞEREFİ İKİ PARALIK EDİLEREK KÖMÜRE VE PİRİNCE MAHKUM EDİLİRKEN SES YOK DİNİ TAHAKKÜM HERGÜN İNANIN ÜSTÜNE BODOSLAMA GELİR KEN.. EEEE NE OLDU ŞİMDİ BİR LAF VARDIR BİLİRMİSİNİZ ALEMİ KÖR BİZİDE SALAK MI ZANNETTİNİZ İÇ BAĞLANTILAR DIŞ BAĞLANTILAR CİA FSB MI6 VS VS VS HÜKÜMET DEDİĞİN BUNLARA MEYDAN VERMEYENDİR YOKSA NERDE ÖYLE YAĞ İLE BAL BENDE HÜKÜMET OLURUM HANİ ENTELLEKTÜEL ZEKA NERDE ÖNGÖRÜ NERDE İTİDAL NERDE DEVLET ADAMLIĞI ASLINDA SİZİN YAZDIĞINIZ BU YAZININ HİÇ BİR ZEKA PIRILTISI YOK BAŞLARKEN AYET LE BAŞLA NASIL OLSA DİN LE HERŞEYİ HALLEDİYORSUNUZ ASLINDA NE DEN TEDİR GİN OLUN BİLİYORMUSUNUZ İNSANLARIN YARISININ ARTIK SİZİN İNANDIĞINIZ HİÇ BİR ŞEYE İNANMIYORUZ DEMESİNDEN KORKUN !

  6. umarım esas oğlanlar okur..ders alır..gereğini yapar.!kalbine; aklına sağlık efe.!

  7. Basiret sahibi olmak, bu işin en başından beri bir ağaç eylemi olmadığını görmek demekti. Bunu ne şimdi ne de o zaman inkar edebilirsiniz. “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Diktatör” vb. pankartlarının ardındaki bilinçaltını okuyamadıysanız, Müslüman olsun olmasın hiçbir camianın karşısına çıkıp yorum yapmayın. Susun. Gün gelir de olaylar kan dökülmesine varacak kadar büyürse, dönüp “bu ateşin ilk kıvılcımlarını yakanlardan biri de bendim, bağlanmış basiretim!” diyecek kaç kişi var Ey Mehmet Efe? Böyle mi olmalıydı okuması olayları bir Müslümanın?

  8. “müslümanca duruş böyle olur” dedirten bir yazı, teşekkürler..

  9. bu örnek açıklamanızı twitter ve facebook üzerinden yaymalıyız bence. gerçekten böyle bir açıklama çok güzel olacaktır.

  10. eyleme destek verenler ile katılanları ve eylemi bir komplo olarak görenleri ve karşısında pozisyon alanları anlayarak mümkün olan en zarif dili kullanıp kimseyi kırmadan, rencide etmeden gezi parkı olaylarını neyin tetiklediğini ve nasıl bir sürecin sonunda toplumsal bir tabandan destek gördüğünü haddim olmayarak gayet güzel yazmış.yazmak soğukkanlı iken yapılması gereken bir eylemdir. yorum yapanlarında aynı hassasiyeti göstermesi gerekli ki üzerine konuşabileceğimiz bir zemin olsun. malesef bizde eleştirmek hep karşı tarafta pozisyon almak ile eş anlamlı olarak anlaşıyor ve bir çok kere taarruzla karşılık görüyor. yurdumuzun düşmanlarla çevrili olduğu mottosu ile yetiştirilen bir kuşak olduğumuz için sürekli komplo teorileri üretmeyi bir reaksiyon olarak gerçekleştirdik ki süreci analiz edenler de benzer birkısım yorumda görüldüğü gibi benzer bir reaksiyonla dış mihrakları günah keçisi ilan etmiş.bu kafamızı kuma gömmektir. ve her yaşanan hadisede dış mihrakları işaret etmek suretiyle” safları sıklaştırın ey cemaati” çağrsı yapmak şimdiye kadar pek işimize yaramadı. bunun yerine birbirimizi anlamaya, diyalog ile çözüm üretmeye ihtiyacımz var

  11. Gezi parkı haklı direnişi gösterdi ki; direniş bazen istenmediğin, ötekileştirildiğin alanlarda varolmaya çalışmaktır ve yoldaş her zaman aynı ideolojiyi paylaştığın kişi değil, varoluşunu anlamlandırandır aynı zamanda

  12. Efe abi yazıyla ilgili fikrim çok iyi bir gözlem ve kuşatıcı bir dil. Gezi parkıyla ilgili zaten önemli yazılar yazdınız ve kaygılarınızda sürece baktığımızda gerçekleşmiş gibi. Ben Gezi Parkı’nı dolaşırken yaptığım gözlemlerde ve orada günlerdir gecelerdir emek veren arkadaşlarımla konuştuğumda ”İzzetle, onurla, aşağılanmadan yaşamak. Sesini duyurabilmek. Kişisel hayatı ve tercihleri üzerinde söz sahibi olmak. Hukuk ve adaleti herkes için istemek. Her bir bireyin sözünün ve rey’inin eşit oranda önemli olduğu bir ülkede yaşamak. Kamuya dönük tüm karar süreçlerinde dayatmacı hatta temsili değil, katılımcı bir YÖNETİŞİM ve şeffaflık.” öne sürdüğünüz bu arzulardan sadece sesini duyurabilmeyi gördüm. Özellikle herhangi bir uzlaşılmış istek yoktu. Temsil açısından çok girift bir topluluk ve olabildiğince muhalif. Tek ortak nokta muhaliflik fakat önerilen somut bir şey yok. En çok duyduğum uzlaşılmış arzu Defol Erdoğan v.s. burada sayamayacağım sinkaflar. Sosyal medya üzerinden yapılan karşı cepheler açma ve koşulsuzca diğerine saldırma çabası. Taraf olmanın yüceltildiği bir süreci izlemeye başladık. ‘Bitaraf olmayan bertaraf olur.’ denildiğinde en sert eleştirileri yapanlar beni, bizi, sizi taraf olmaya zorlar hale geldiler. Devrimin göz kırptığını söyleyenler proleterya devrimini ve şiddetini özümsüyor ama saflarını sıklaştıranlar 9-5 arası cam binalarda müdürcülük oynuyor. Bir kaç adam var ve onlarda haykırıyor durun kafanızı kaldırın ve gökyüzüne bakın.

  13. Öncelikle selamlarımı ve muhabbetlerimi iletirim.Yazın için eline sağlık diyor ve kahir ekseriyetine katıldığımı belirtiyorum.Katılmadığım tarafı da var.O da şu.11 yıllık iktidar döneminde hangi yaşam tarzına müdahale edildi? Bu iddia somut olarak örneklendirilmemiş.Laikçi çevrelerin dillendirmesinden başka bunu destekleyen bir karine yoktur.Ha! bundan kasıt göreceli olarak islami değerler de kamuda bir artış kastediliyorsa bu bile doğru değildir.Aslında bunu yapamadığı için Akparti eleştirilmelidir.Çünkü yalandığı kitle bunu ondan talep etmektedir.Bu talep artarak devam etmelidir.Laikçi kesimin millete söylemek isteyip de söyleyemediği hiç bir düşünceleri yoktur.Ama hala biz mütedeyyinlerin söyleyemediği çok şey vardır.Resmi ideolojinin yıllardır topluma dayatarak oluşturduğu atmosfer bir türlü etkisiz hale getirilememektedir. Akparti bunun için eleştirilmelidir.Muhabbetlerim ve dualarımla…

  14. Kaleminize sağlık, içimden geçenleri yazınızda görmek azda olsa rahatlattı beni…

  15. Kalemine sağlık, okuyanı nasipleneni bol olur inşallah!

  16. DENEME / MAKALE VE GEZİ OLAYLARI halen insanlar ahkam kesmeye devam ediyor. anlaşılan herkes doğrularını bulmuş ve hararetle savunuyor. türkiyede insanlar konuştuklarını derlerseniz ortaya hep makale çıkar,denemeye az rastlanır bu topraklarda. benim bildiğim doğrudur mantığının tohumları bu coğrafyaya ne zaman ekilmiş acaba tarihçilere,psikologlara, sosyologlara sormak lazım.
    merak ettiğim sorulardan biri de neden yaşadığımız her sosyal,siyasi olayda hemen saflarımızı belirleriz. neden olaylara ideolojik pencereden bakarız. neden yapılan eyleme değil de yapana bakıp ona göre hüküm veririz.
    anlayabildiğim kadarıyla gezi olayı bergama ve yanılmıyorsam erzurumda yaşanan apolitik eylemlerin türkiye sathına yayılmış hali. ve bu eylemlerin en hoş tarafı doğal oluşları.
    ben iktidarın sert tutumundan ziyade bu doğal berrak insan seli akışına(halk seli) kirli dere suyunu(ideolojik nefretlerini) karıştırma gayretinden muzdaribim. Böyle müthiş bir eylem değerlendirilebilirse türkiye katı bir cumhuriyetçilikten katılımcı bir demokrasiye geçer ki türkiyede binlerce gencin uğrunda canını feda ettiği bir sevdaya kavuşulmuş olur.
    herhalde bu da bir deneme değil bir makale yazısı oldu ne de olsa bu toprakların çocuklarıyız.

  17. Dr Ali Adil Güneren

    Ali İhsan Dilmen Bey e katılıyorum.Ayrıca (onaylamasam da) acı bir gercek var ki; her iktidar kendi zenginlerini olusturuyor. Akparti’nin Kalkınma islevine tüm kesimler sapka cikartırken, Adalet islevi soz konusu olunca sikayetler baslıyor. Halbuki(bana göre) bu iktidar kendi memurunun tayin islerini bile seffaf yönetmeliklerle düzenleyerek adaletli davranmayi hedeflemis..kendi ellerini baglamistir. Eski CHP ve MHP dönemlerindeki memur alım ve tayinlerinde yapılan partizanlıklari hatırlarsak ne kasdetmek istedigim netlesir. 12 yıldan beri nadasta bekleyen tarla, bir zamanlar sağıla sağıla sütü bitmiş iken, şimdi memelerinden süt fışkıran sağmal inek, artık neye benzetirseniz..biraz toparlanan ülkemiz, iştahları kabartıyor.83-85 yıllarında Aksaray’da ,aynı gazete üzerinde birlikte kahvaltı yapmışlığımız var sizinle, belki hatırlarsınız..Rahmetli bir ağabeyimizin naklettiği ”Kemikleşmiş kanaatler hakikati görmeye mani olur” sözünü arada bir hatırlarım. Etnik veya mezhebi ayrılıkları belki çözeriz..asgari müşterek v.s. kullanarak. ama, iktidar olamayan, hele de iktidarın tadına bakmış ve kaybetmiş kesimleri mutlu etmek zor….ne diyek..Yaradan Hayra Tebdil Etsin. Selamile ali adil.

  18. güneş kökoğlu

    bu sponsor bağlantılı gezi taksim adı her neyse eylemlerin en kötü “kazanım”ı şu oldu: millet ağaç lafından usandı, ağaç sevgisi törpülendi tüküreyim ağacına diyecek noktaya getirildi. ergenekon damını az daha büyütmek gereği anlaşıldı ki, ekstra masraf demek,sponsor bağlantıların bu masrafa katılmayacağı açık

  19. Benim gibi, AKP’ye oy vermiş, siyasetin sivilleşmesi başta olmak üzere, ekonomi, devlet işleyişi, dış politika gibi alanlarda başarılı bulan; ancak son birkaç yıldır barışçı bir dil geliştiremeyen, buyurganlığa doğru adım atan (örnek: Çamlıca’ya cami) bir iktidarı da yadırgayan bir vatandaşın Gezisi de şöyle:

    Müzmin nefret sahipleri, militer aşırı uçlar, öfkeli aleviler, doğal muhalifler, CHP, “her sözü” dinlenmeyen liberaller, bir ksım “devrimci” müslümanlar, iyi niyetli çevreciler, buyurganlıktan rahatsız olan vatandaşlar, Tayyip’ten haz etmeyen yabancı devlet yönetimleri doğal olarak gelişen ancak “profesyonelce” bir fırsata çevirilen gösteri meydanına balıklama daldılar. Sıkılan değil verilen gazların da etkisi ile sınır tanımaz bir şiddete yelken açtılar. Yalanlar, dolanlar, iftiralar, sahte kahramanlıklar, alçaklıklar gırla aldı başını gitti.

    Bu bir talebi dile getirme ya da hükümete mesaj verme girişimi değil, tam bir cinayet girişimiydi, bu kesin. Heyhat, tetikçi olarak bir babayiğit gerekiyordu, o da suça ortak olmak istemedi.

    Göstericilerin bu olaylarda bir ders çıkaracağını pek sanmam, en azından kısa vadede. Ama biz muhafazakar insanlar güzel bir ders aldık. Cüretin en gözü dönmüşünü gördük. O nefret edilen Tayyip’in arkasında safları sıkılaştırdık. Bunu siz yaptınız ey cinayet müteşebbisleri.

    Dozerle başbakan ofisini basmaya gidenleri, başbakanın evini basmak için toplaşanlar, başörtülüleri taciz edenler… Sizi suçüstü gördüm! Buyurgan Tayyip mi? Ben razıyım. Allah sizin şerrinizden korusun memleketi. Ve varsın bu koruma otoriter Tayyip eliyle olsun… Ben razıyım.

  20. Mehmet abi…
    sizin bir dönem jop yemeniz, dergilerinizin basılması vs. kutsal davanız adına çektikleriniz için Allah ecrinizi verir inşallah. Siz güzel şeyler yazıyorsunuz. İyi yazmak her zaman okuru romantizme boğmak anlamına gelmez. Siz ki Mızraksız İlmihal’i yazdınız. Başka bir şey yazmasanız bu bile yeter! Erdoğan, kimin hayat hakkına karışmış, bunlar ağız dolusu küfür ediyor, köşelerinden kanalizasyon akıyor, eline megafon alan küfrediyor, yetmiyormuş gibi antikapitalist (!) İhsan abi ve avanesi iftar sofrasında Cola, bilimum helal (!) kapitalist içeceklerin olduğu sofralardan mesajlar gönderiyor. İnanın Mehmet abi, siz çok güzel bir Müslümansınız. yüreğinizi biliyoruz, dertlisiniz. Tayyip Erdoğan eleştirilmesin demiyorum, ama kimse kalkıp ona “diktatör” demesin. Bu ülkede, en radikali dahil, hiç kimse onun kadar ağır bedel ödememiştir. Eğer o 27 nisanda omurgalı durmasaydı, bugün ne sizi okuyabilirdik, ne de başka kimseyi. İnsaf, ilmin yarısıdır Mehmet abi. Sizden öğrendik Mehmet abi, düşmanı sevindirmek için dostu küstürmemeyi. Dostun yanlışlarını kulaklarına, doğru ve hayırlarını da aşikar herkese… Sizden çok şey öğrendik Mehmet abi, insafı, mücadeleyi, izzeti, erdemi… Ne olur, ağzını açmış leş sürülerine malzeme vermeyin… Sizin zerre kadar tenezzül etmeyeceğinizi adım gibi biliyorum, ama bizim mahallede öyle savrulmalar oluyor ki, iki televizyon, iki gazete buyur ettiklerinde yüzlerine sinen öfke, yüzündeki nurları silecek kadar kendi adamlarına düşman olanlar çıkıyor. Tayip Erdoğan ne yapsın abi, aha Müslümanların önünde her türlü çalışma alanı var. Tayyip Erdoğan mı diyor adam gibi dergi çıkarmayın, adam gibi yazı yazmayın. Konferans vermeyin, faaliyet yapmayın. Millet kapitalist olmuşsa bunun suçunu da Erdoğan’a atmak insafsızlık olur.
    İzzet, Allah’ın, peygamberin ve inananların yanındadır…
    Selam ve dua ile…

    • Sevgili Kardeşim,
      Yazım şahıslar ile değil bir düşünme biçimi ile ilgili. Ayrıca nefes alanının daraltılmadığı konusunda yanıldığınızı söyleyebilecek kadar farkında olduğumu düşünüyorum. Asıl Müslümanların nefes alanı daraltılıyor bu ülkede. Ve Müslümanlığın. Özellikle bağımsız veya muhalif girişimlerin. Bunu Başbakan yapmıyor. Sen yapıyorsun sevgili kardeşim. Sana ‘Başka şey yazmasan da olurdu’ dedirten düşünüş mesela.
      Daha iyi anlaşabilmek umuduyla selam ve sevgilerimi sunuyor, teveccühünüze teşekkür ediyorum.

  21. H.Ulvi Alacakaptan

    DEMONKRASİydi adı gençliğinde ne zaman kutsallaştı da bana bir telefonla olsun haber verilmedi?Demokrasi bir tek kadimYunan’da dürüst uygulandıKadınlar ve köleler oy kullanmazdı))

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir