Ana / Tefrika / Suç Ortağısınız!

Suç Ortağısınız!

Fotoğraf: İlyas Akengin (AFP)
(Fotoğraf: İlyas Akengin, AFP) Gelen yıkım resimleri Suriye’den değil, 6 aydır abluka altında ve iki ateş arasındaki bölgeden; Diyarbakır’ın merkezi ‪Sur‬’dan. 90’larda değil, herkesin cebinde kameralı bilgisayarlar taşıdığı bugün oluyor bunlar, herkesin gözü önünde, bilgisi dahilinde, rızası ile. Bunun adı zalimliğin öteki yanından çıkmaktır.

 

Kirli bir savaştan daha kötü bir zulüm, barışın mümkün olduğunu gösterdikten sonra, iki yıl barışı mümkün kıldıktan sonra; aynı savaşla devam etmektir.

Bu satırları bir araya getirirken kızgın ve şaşkınım. Hiç olmazsa barış için devasa bir insan kalkanı oluşturacak sivil bir enerjisi olduğunu defalarca gördüğümüz ülkenin olan biten karşısında bir şey yapmayışına kızgınım. Karışıklığını, özensizliğini kızgınlığıma ve şaşkınlığıma verin.

Dolmabahçe’de barış masasını devirdikleri günün üzerinden çok geçmedi. Çok olmadı en son “cenazeler gelmiyor artık” diye PKK eleştirilerine bile kızgın parmak sallayışlarından beri. Konuşan onlar oldu, çözüm sürecini cılkını çıkartıncaya kadar uzatıp bırakanlar onlar oldu.  Çok geçmedi “Çözüm süreci başladı, anaların gözyaşı dindi. OHAL kalktı. Baskılar bitti. Köyümde özgürce yaşıyorum. Onlar konuşur AKP yapar.” afişlerinin ülkenin her köşesinde çarşaf çarşaf dev tabelalardan arzı endam edişinin üzerinden. Ama ne çok çocuk, ne çok asker, ne çok polis, ne çok kadın, yaşlı, ne çok genç öldü; ne çok hayat karartıldı son altı ayda.

Şartları değiştirme kudretinde olanlar, şartların gerçek insanların gerçek hayatlarını gerçekten etkilediği umurlarında değilmiş gibi davrandılar.

Haziran seçimleri sürecinde PKK’nın siyaset yerine savaşı tercih edip sivillerin yaşadığı yerlerde eylemlere, halka sormadan üstelik silahlı öz yönetim ilanlarına başlaması, AkP tarafından adeta iştahla benimsendi ve PKK, PKK’dan daha güçlü, daha organize ve daha beter araçlarla aynı halkı terörize etmenin mazereti yapıldı. Üstelik artık sadece bir otorite savaşı bu. PKK ve AkP’nin elbirliğiyle halkı mahkum ettiği bir savaş.

AkP, itiraz eden, yöntemleri sorgulayan, hukuksuz davranışlara dikkat çeken herkesi de Kürtçü/PKKcı diye linç ederek resmen intikamcı, gözünü kan bürümüş bir iç savaş yürütmeye başladı. 90’larda 3 bin küsür köy ve mezra yakılıp, yıkılıp boşaltılırken Kemalist ve ırkçıların söylediklerinin aynısını şimdi kamunun tüm imkanlarıyla donatılmış AkP megafonları gazetetikçileri söylüyor.

Sanki Kürtler mutlu, hür ve eşitken; önlerine açılmış ve eşiğinden onurla geçecekleri kapılardan geçmek yerine, adaletin tadını çıkarmak yerine, top yekün bir araya gelip hendekler kazmaya başlamışlar da o yüzden yaşına cinsiyetine bakmaksızın öldürülmeleri, evlerini başlarına yıkmak şart olmuş gibi hareket ediyorlar.

Hendek barikat kazanların suçu, ‘çözüm masasını devirip’, 90’ların devletini, katillerini, söylemlerini ve araçlarını yeniden bölgeye yığanları sütten çıkmış ak kaşık yaparmış gibi.

Öğretmenler yabancı ülkeye gönderilmiş uzmanlarmış gibi. Halkın, çocukların canı ve güvenliği daha az kıymetliymiş gibi.

Vatan, keyfi idarelerine tabi olmayanların yaşama hakkının olmadığı yermiş gibi. Devlet sadece onları alkışlayanlar adına şaklattıkları bir kırbaçmış gibi.

Herkes için üstün tutacaklarına namus ve şerefleri üstüne yemin ettikleri hukuku da Dicle kenarındaki kuzulara saldıran kurtlar yemiş gibi.

40 yıl işe yaramayan yöntemlerle şimdi başarılı olunurmuş gibi.

Trollerin, tetikçilerin, hooligan karakterli fanatiklerin, maaşından başka kutsalı kalmamış gazeteci bozuntularının ağzıyla devlet ve hukuk yürütülmez.  17 ilçede 1 buçuk milyon insan 150 gündür sokağa çıkamıyor, 200 bin insanımız göç etti. Şimdi de 28 Şubatın caddelerde yürüttüğü ORDU TANKLARI mahallelere ateş ediyor.

ŞİDDET ŞİDDETİ, AKILSIZLIK AKILSIZLIĞI ÇAĞIRIR.  Siz tüm devlet ve iktidar imkanlarıyla AKILDIŞI yöntem ve eylemleri alkışlar, pompalarsanız karşınızda akıl beklemeye hakkınız olmaz.

Askeri tanklarla mahalleleri bombardıman ederek, öğretmenlere çekilin deyip okulları kışlaya çevirerek, sokağa çıkanı kurşunlayıp cesetlerin arasından geçip duvarlara ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’, ‘Türksen övün değilsen itaat et’, ‘Devlet geldi’, ‘Kızlar geldik, ininize girdik’ yazıları yazarak, PKK militanlarını ortaçağ yöntemleriyle caddelerde sürükleyerek terörle mücadele edilmez. Herkesi potansiyel düşman olarak tanımlayıp özel harekat timlerini sınırsız yetki ve selahiyetle donatan İç Güvenlik Yasalarıyla salıvererek mücadele edilmez. Terörle mücadele değil bu, bu terörü bine katlamak. PKK’dan başka bir seçenek bırakmıyorlar aşağıladıkları Kürt gençliğine. PKK’yı tasfiye etmiyor bunlar; bölgedeki halkı, hayatı ve tüm ülkeden barışı, umudu, kardeşliği tasfiye ediyorlar.

Tahir Elçi gibi hayatını hukuk mücadelesine adamış barış sesleri bile kurşunlanıyor.

Ülkenin yarım yamalak siyasal muhalefeti de üstüne düşeni yapmıyor.

NE ÇOK ÇOCUK ÖLDÜRDÜLER! Ne çok anayı ağlattılar! Ne PKK’nın “Devrimci Halk Savaşı” ne de AkP’nin terörü katlayan “Terörle Mücadele”si, Diyarbakır‬’da bodrumda saklanan bir tek çocuğun yaşadığı dehşetin bir dakikasına bile değmeyecek. Ama o dakikaların hesabı hepinizden sorulacak, bedelini hepiniz, hepimiz ödeyeceğiz.

PKK ve AkP, barışı, diyalogu, derin yaraları kapatmayı tasfiye ediyor. Neler yapılabilir bilmiyorum; gidişata direnişin en güzel eylemlerinden biri, her gün bir Kürtle bir Türkün inadına kucaklaşması olabilir. Bağımsızlığını koruyabilmiş bir avuç STK bir barış kalkanı ve barış süreci çağrılar zinciri başlatabilir. Siyasetçiler mecliste barış ve diyalog için gerçekten isteseler direnebilir. Yüzlerce vekil barış için mecliste açlık grevine girebilir. Daha önce mümkün olan çatışmasızlık, yine mümkün olabilir.

Bildiğim şu ki hiç kimse görmek istemeyenden daha kör, duymak istemeyenden daha sağır değildir.

PKK şimdi silahlarını gömüp, ateşkes ilan etse ve devlet sorumluluklarını hatırlasa; devlet iç ve dış Kürtleri hak ve hukuk çerçevesinde kucaklasa bile kaybolmayacak bir gerçek şudur: Bir mücrimler ülkesidir bu ülke. Sorgulayabilecekken sorgulamayanlar, suçları örtbas edenler, konuşması gerekirken susanlar, müdahil olabilecekken seyredenler, “kurunun yanında yaş da yanar naapalım”cılar, devletin propagandasını sorgulamadan tekrarlayanlar, savaş bezirganlarının yalanlarını yayanlar, hele hele alkış tutanlar: Vurulan, göçe zorlanan, korkuyla titreyen her cana karşı işlenen her bir suçun ortağısınız.

Suç ortağıyız.

 

Konuştular ve yaptılar.

Diyarbakır'da Öldürülen Helin, ve Silvan'da öldürülen Fırat

Bu fotoğraf, Nusaybin'de, korkunun gölgesinde yaşamaya çalışan bir çocuğun gündelik hayatını yansıtan bir ödeve verdiği cevaplar. Toma, Ambulans, Akrep, Kirpi... Devletin operasyon araçları ve Ambulans.
Bu fotoğraf, Nusaybin’de, korkunun gölgesinde yaşamaya çalışan bir çocuğun gündelik hayatını yansıtan bir ödeve verdiği cevaplar. Toma, Ambulans, Akrep, Kirpi… Devletin operasyon araçları ve Ambulans.

 

Konuyla ilgili diğer yazılar burada.

Bunu da okuyun...

Zulüm bizden kardeşim, bizden.

PAYLAŞIN: FacebookTwitterGoogle+PinterestE-mailWhatsApp “Çünkü aklımızda hep tutalım: İslam’ın ilerlemesini –her türlü ilerlemeyi- itaatkar ve teslimiyetçiler değil, cesur ...

NOT: Lütfen aşağıdaki "cevap yazın" formunu kullanarak yorumlarınızı ekleyin. Merak etmeyin, eposta adresiniz yayınlanmıyor ve paylaşılmıyor. Lütfen google reklamları için kusura bakmayın, Paypal Türkiye'den ayrıldığından beri siteyi yayında tutma masrafları için destek kaynaklarımız durdu.

Yazıyı sitenizde ‘blog’unuzda filan paylaşırken lütfen giriş kısmından sonrasına LİNK vererek buraya yönlendirin çünkü eklenen yorumlar da yazı kadar önemlidir ve düzeltme veya güncelleme yapabilirim.

 

2 yorumlar

  1. efe abi almanyadan yazıyom çok seviyoz ailecek takip ediyoz

  2. Mustafa Kocakavuk

    Evet suç ortagıydi, Cumhuriyet ile beraber dayatmacı şovenlik milliyetçilik,ardından isyanlar var deyip bir halkı kültürüyle beraber yoketmeye yönelik istibdat, sonra devleti alâ nin beğenmediği cezalandırmak istediği memurunu sürgün yeri ve ardından tam bir askeri istibdat ve snra olağanüstü hal yonetimleriyle sivil baskı,dün JİTEM bugün özel harekat ve bununla bwraber tamamen saldırıya uğramış bir kültür,Türkçeleştirilerek yozlastirilmış sanat birikimi arada onarılması zor yaralar açmıştır.Askerligimi Güneydoğu ve Operasyonlar nedeniyle birazda kuzey Irak ta yaptım. Gün olur karakolundan üs bölgesinden çıkamayan güvenlik güçleri kendini korumanın dışında hiçbir faaliyette bulunamadığı zamanlar oluyor du. Halkı terörist in eline bırakıp sonrada niye teröriste kapinı açtın sorgusu insanları bezdirmişti.Günduz askerin sorgusu gece teröristlin sorgusu halka yaşama alanı bırakmamıştı.Çözum süreciyle beraber birşeylerin iyi gittiği düşüncesi hasıl olmaya başlamışken tekrar başa dönüp aynı zulmü sergilemek onulmaz yaralara sebep olmaktadır.
    En kısa zamanda aklıselimin tekrar hüküm sürmesi umuduyla allah yar ve yardımcımız olsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*