Ana / Nokta Atışlar / Gazze, AkP ve sefaletin dizboyu üzerine 4 soru…

Gazze, AkP ve sefaletin dizboyu üzerine 4 soru…

İsrail’in son saldırısının ve devam eden Gazze katliamının başından beri zihnimi meşgul eden pekçok sorudan 4 tanesini paylaşmak isterim.

Soru 1

HanzalaBunlar neden Müslümanların gündeminde değil: Uzun yıllar İsrail’in OECD’deki üyeliğine uygulanan vetoyu Ak Parti kaldırttı. Filistin yönetimi Türkiye’den veto hakkını kullanması için Başbakan Erdoğan’a mektup yazdı, kaale alınmadı. Yine Ak Parti hükümeti İsrail’in Akdeniz Diyaloğu çerçevesinde NATO çalışmalarına katılmasına onay verdi. Üstelik Mavi Marmara katliamından sonrasıydı bu. BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu toplantısında İsrail’in nükleer kapasitesi masaya yatırılmak istendi, oylamaya geçilirken Türk temsilci o anda dışarı çıktı, fikir beyan etmedi, sonra da ‘çekimser’ oy kullandı.

Suriye için ‘direniş’, ‘İslami devrim’ diyerek Başvekilinden dışişlerine, resmi gayrı resmi medya araçlarından, hükümeti desteklemeyi maslahat kabul eden iyi niyetli seyyar satıcısına kadar herkesi seferber eden, binlerce goygoycuyu maaşa bağlayıp sosyal medya tetikçileri üreten o muazzam yaygara neden dünyanın en saygıdeğer direnişlerinden biri olan Gazze konusunda cılız? (Suriye’deki Esed zulmünü, Irak’ı, Doğu Türkistan’ı, Mısır’ı, ya da IŞİD katliamlarını daha az önemsediğimden değil bu soru.) Ancak tüm dünyada, hatta AB parlamentosunda bile günlerce Gazze konusunda kitlesel eylemler yapıldıktan, Türkiye bir nevi tersine ve kör gözüm parmağına ‘değersiz yalnızlık’ yaşadıktan sonra dostlar biraz alışverişte görür oluyor. Neden?

Nerede o durduruldu diye yaygaralar kopartılan “Suriye Devrimi”ne yardım tırları, seferberlik çalışmaları, ‘derhal ağır silahlar gönderelim’ sloganları? Roboski için sorumsuzluk kararını şakkadanak verebilen, dilediği konuda muhalefet ne derse desin torba torba yasalar çıkarabilen Ak Meclis neden toplanıp adamakıllı bir boykot kararı olsun bile alamıyor? Esed’in meşruiyetini yitirdiğini en yüksek perdeden tüm gücüyle dünyaya haykıran hükümet, İsrail’in meşruiyetini neden tartışmıyor? İsrail işgali altındaki ABD, başından beri “meşru bir devletin nefsi müdafaa hakkı” deyip dururken bu kadar bariz bir ahlaksızlık ancak aslında kendisinin yapamadığını biz yapalım, İsrail’in meşruiyetini, hukukunu tartışalım diye yalvarmak olarak açıklanabilir diyebilen bir danışman da mı çıkmadı? Neden bir zulüm odağı olduğu konusunda dünyada hiç kimsenin şüphesi olmayan Gazze için Türkiye’den sadece dua?

Soru 2

Gazze için farklılıkları bir kenara atanlar, bir şeyler yapalım diye yüreği tutuşanlar; İsrail elçiliği bizi dinler mi sanıyorsunuz? NATO ya da ABD’nin umurunda mı sanıyorsunuz sloganlarımız? Hiç bir şey demek değil evet ama düşünelim, gerçekte nerede etkili oluruz biz diye düşünelim. Taşları atacak pencere neresi? Sizi kim temsil ediyor? İsrail elçiliği mi olmalı öfkenizin gerçek hedefi yoksa o elçiliği kapı dışarı etmeyenler mi? Gücünüzü, siyasetinizi, duyarlılığınızı temsil etmekle görevli olan; sizin onurunuzu korumaya and içip tüm siyasal ve kamusal birikiminizin gücünü emanet alanlar mı sizi dinlemek zorunda yoksa konsolosluklar mı? Enerjinizin, öfkenizin İsrail’i gerçekten zorlayabilecek sonuçlara dönüşmesi nerede mümkün? Neden TBMM önünde yapmıyorsunuz eylemleri, neden Başbakanlık binasını kuşatmıyorsunuz? Neden bu hükûmet ‘İslam ve İslam dünyasının uyanışı’dır, yükselişidir türünden iddialarını derhal ispata davet etmiyorsunuz? Belki onların eli ayağı bağlı, ya sizin? Belki sizin onlara baskı yapmanıza ihtiyaçları var. Neden ve nasıl bu kadar edilgenleşti ülke?

Soru 3

Bu iki tür söylem çok rahatsız ediyor beni.
Birincisi: Hükûmetin İslam Dünyası’nın umudu, lideri, kurtuluşu klişelerini durmadan tepemize boca eden; tüm değerlerimizi hükûmetin alelade siyasal imaj ve algı çalışmalarına indirgeyen, konjonktür değişmesinden doğan tutarsızlıkları bile kutsal kabul etmemizi isteyen son derece tehlikeli bir sorumsuzluğun söylemi.

İkincisi: AkP’nin ahlaksızlık ve sorumsuzluklarını ganimet fırsatı bilen ve düpedüz İslam düşmanı bir ajanda güden bir söylem. Sosyolojiden felsefeye, geçici imtiyazlardan kompleksleri inceleyen psikolojiye kadar çeşitli sebeplerden Müslüman olmamak için veya bu ülkenin değerlerini, inançlarını, kimliğini taşımamak için veya en azından bu ülkenin ortak paydalarına saygı duymak zorunda kalmamak için başka her şey olabilen, İslam’dan başka her inanca, hatta ne kadar akla seza olursa olsun her felsefeye karşı bile olsa belli bir saygıyı koruyanların söylemi. (Evet Budist, Taoist olur ama bir türlü Müslüman olmazlar, okumadıkları obskür kitap yoktur ama bir kere Kur’an okumayı akletmezler.) İşte o söylemin muhalefet adına geliştirdiği, tekrar ettiği, AkP üzerinden AkP’nin sömürdüğü değerlere saldıran söylem. Son örneğini Mehmet Altan’ın sergilediği görülen söylem bu. Demiş ki “Son dönemde askerlerin maskesi düşmüştü, şimdi de siyasal İslam’ın maskesinin düştüğünü görüyoruz.” AkP İslam’ın siyasal bir ifadesi diyor yani. Bu iki söylemin arasındaki farklar bir kenara da bu hızla devam ederlerse hangi, nasıl sonuçları doğururlar dersiniz?

Soru 4

Geçen gün İsrail vekili Ayelet Shaked örneğinde, İsrail’in aslında Filistin’in top yekûn imhasını isteyenlerce yönetilen bir radikal örgüt olduğunu anlatan “İsrail budur,  gayrı meşrudur” başlıklı bir yazı yayınladım. O yazıda tamamını tercüme ettiğim metni tekrar okuyun ve Filistin geçen yerlerini Kürtler olarak (veya başörtülüler, Aleviler, Ermeniler olarak) değiştirin. Sonra bir de o gözle okuyun tekrar. Tanıdık geldi mi? İsrail’in nasıl mümkün olabildiğini anlıyor musunuz? TGB gibi beyin yıkama tarikatı aşırı uçlardan, tek bayrak tek dil sloganları atan Cumhurbaşkanına; Netanyahu’nun aslında bu ülkeden silip atmamız gereken virüsün sadece mükemmel bir örneği ve mücessem bir ifadesi olduğunu anlıyor musunuz? Yani Siyonizm’in ayrı, uzakta, yabancı bir şey değil; kendi mahallemizde de çeşitli çap ve ebatta ve düzeyde izdüşümleri olan bir hastalığın, (şimdilik) başarılı bir tezahürü olduğu hiç aklınızdan geçti mi?

Bunu da okuyun...

Zulüm bizden kardeşim, bizden.

PAYLAŞIN: FacebookTwitterGoogle+PinterestE-mailWhatsApp “Çünkü aklımızda hep tutalım: İslam’ın ilerlemesini –her türlü ilerlemeyi- itaatkar ve teslimiyetçiler değil, cesur ...

NOT: Lütfen aşağıdaki "cevap yazın" formunu kullanarak yorumlarınızı ekleyin. Merak etmeyin, eposta adresiniz yayınlanmıyor ve paylaşılmıyor. Lütfen google reklamları için kusura bakmayın, Paypal Türkiye'den ayrıldığından beri siteyi yayında tutma masrafları için destek kaynaklarımız durdu.

Yazıyı sitenizde ‘blog’unuzda filan paylaşırken lütfen giriş kısmından sonrasına LİNK vererek buraya yönlendirin çünkü eklenen yorumlar da yazı kadar önemlidir ve düzeltme veya güncelleme yapabilirim.

 

6 yorumlar

  1. Soru 4 e cevap:Aklımızdan değil,taa içimizden hayatımızın merkezinden geçti,hem de teğet değil 12 den!

  2. 2. Soruya dair: Ağabey, Gazze konusun da sürekli millete duyarlı olun, tepki koyun, nasıl ümmetsiniz siz, boykot edin diyen bence ya alçaktır, ya da hain. Milletin iradesini gösterileceği yer devlettir, devlet faaliyete geçerse biz faaliyete geçmiş oluruz, biz cola satın almayarak faaliyete geçmiş olmayız, oluruz diyenlerin hepsi ya aptal ya da art niyetli alçaktır . İstanbul fethini devlet yapmıştır ama burayı biz aldık diyoruz çünkü iradeyi millet gösterir orada savaşan devlet ise ruh millettir millet ruhu ile savaşılır. yani halk İstanbulu fetih etmeye gitmez ya da Avusturya’yı. Yeri geldiğinde Milli irade diyenler şimdi milli iradeden onu neyin temsil ettiğinden hiç bahsetmiyor. Bir de hükümetin sorumlulukarını millete yükleyerek halkı psikolojik olarak baskı altına alıp yıpratma durumu var. böyle alçaklık böyle bir halk düşmanlığı daha yapılmamıştır. Buda böyle bir anımdır.

  3. Allah razı olsun ,
    Kalemine,yüreğine sağlık Mehmet EFE
    Benim gibi bir cahile soracak soru bırakmamışsın!

  4. Mehmet EFE

    Aslında Suriye İsrail için bir tehdit olmaktan çıkarıldı ve bunda kimlerin payı var,çok gayreti var ortada

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*